Tekrar merhaba arkadaşlar,
Benim kızla odasından çıktığında laflıyoruz bir kaç dakikalığına da olsa. Öyle bir anı denk getirmekte kolay değil ha... Acıkınca, tuvaleti gelince; temel ihtiyaçlar için yani. Babamız odadan banyoya bir kapı açalım zahmet etme o iş için odadan çıkmaya diyor da henüz yeme işine bir çare geliştiremedik. Şu uzayda kullanılan kapsüllerden mi alsak acaba... yok yok tabi ki hepsi bir şaka. Kızgınlığımızı espriyle harmanlayıp derdimize güler olduk, çare bulamayınca.
Neyse ne diyordum ben. Kızımla iki dakikalık sohbeti aktaracaktım değil mi?
Sordum yine benim ergene:
-Annem ben şimdi blogger mı oldum, diye.
Bir gülüş patlattı önce:
-Anne! Önce doğru telaffuz etmeyi öğren, o kadar kaba söylemeyeceksin azıcık kibar ol.
Hıh zaten oldum olası cıgıbayt ta diyemedim, şimdi bir de bu çıktı.
-Bu yaştan sonra annenden daha fazlasını bekleme, hem şu halimle senden daha çok web 2 aracı tanır ve kullanır oldum. Dalga geçeçeğine otur da öğren azıcık ucundan bir şeyler.
-Öfff ne işime yarayacakmış onlar?
Böyle durumlarda ergeni daha fazla zorlamamak gerektiğini öğrendim, yaşadığım tecrübelerimle. Elbet işine yarayacağı zaman olur, o zaman gelip yardım istediğinde devreye girerim. Hali hazırda bu konularda deneyim yapmış ( bir kaç güncük :) de olsa ) bir anne var yanında.
- Annem şimdi biz tatile çıkcaz ya. Orda ne internet var, ne bilgisayar. Benim bu blogırlık işi ne olcak?
-Oooo annemiz blogır olmuş ta kendini okurlarına sorumlu mu hissedermişşşşş.
-Dalga geçme anneyle, deyip azarlıyorum.
Konuşma da böylece son buluyor. Sonra düşünüyorum...
Eskiden böyle miydi? Çat kapı gelen komşularla sıcak kahve kokuları arasında yüz yüze, göz göze bazen de ten tene ne samimi sohbetler yapılırdı. Çok da eskilerde kalmadı be, ben gurbette olduğumdan öyle hissediyorum kanımca. Siz halâ böyle sohbetler yapabiliyorsanız çok şanslısınız demektir. Az kaldı, ben de İzmir' e gidince o tür "ilkel sohbet"lerin içine dalacağım. Aman yanlış anlaşılmasın şu sanal dünyadan, sanal sohbetlerden çıkıp o dünyaya dalmak için can atıyorum. Size de tavsiyem bırakın bu yazıyı okumayı, gidin çalın bir komşunuzun kapısını. İlkel sohbetinizin tadını çıkarın. Aman webinar saatini unutmayın ha...
Sanırım anlamışsınızdır yeni başlayan yazılarıma bir süre ara vereceğim. Belki ara ara yine yazarım teknolojiye kavuştuğumda. Şimdilik hoşçakalın, hepinize iyi tatillerrrrr...
Gül'ün Dikeni
9 Temmuz 2018 Pazartesi
7 Temmuz 2018 Cumartesi
Eğitimin sonuna geldik ancak ne var ki evdekilerin de sabrının sonundayız. Bu sebeple bu günü aileme ayırdım. Hal böyle olunca bu günkü ödevlerimi de istediğim gibi yapamadım. Azıcık baştan savma oldu. İçime de sinmedi ne yalan söyleyeyim ama yoruldum be, insaf; tatildeyiz. İyi de neden rahatsızsın öyleyse! Ha bu iç ses var ya iç ses konuşup duruyor.
-Yakıştı mı sana şimdi bu yaptıkların?
Duyuyorum, rahatsız da oluyorum ama omuz silkiyorum.
-Eeehh bunlar da böyle olsun. Hem ben onları çalışcam ki sonra, ailemden kıymetli değil ya!
Zaten ergeni bunalttım sorularımla.
-Annem bi gel bak, ne diyor, anlamadım ben gene, diyorum.(ingilizce sıfır laf aramızda, olacak o da olcak, öğrencez onu da kırkından sonra)
Yazık geliyor çaresiz yardım etmeye ama o da başladı "Ne zaman bitiyor bu eğitim!Yeter ama" demeye.
-Bitti annem bitti, bir proje kaldı girilecek onu da yazdım mı tamamdır, diyorum seviniyor yavrucak.
Ha konu projeye gelmişken haberi vereyim. " Değer" li Hikayeler projemizin adı. Yarın eklemiş olurum portala. Her ay bir değerimizi konu alıp öğrencilerle hem etkinlikler yapmayı hem de hikayeler yazmayı hedefliyoruz. İlkokul 2.sınıftan 4. sınıfa yaş aralığımız. İlgililere buradan duyurmuş olayım. Böyle çok konuştuğuma bakmayın bir şeycik bilmiyorum aslında şöyle bize yol yordam gösterecek deneyimli bir de İngilizce bilen arkadaşlara çok ihtiyacımız var... Bi el verin de Avrupa ortaklı güzel bir proje yapalım beraberce.
6 Temmuz 2018 Cuma
Bir bloğumuz eksikti, diyen bir koca ve benim niye dizi film izleyip örgü ören sıradan bir annem yok diye üzülen bir gence rağmen oluşturduğum bloğumla yayındayım.Herkese merhaba...
Gelelim blog açma nedenimize. Adil ve Esen adında tam olarak kim olduklarını bilmediğim birileri var. Yönetici sanırsam. Bir de bunların patronları var. Uds diyorlar, daha büyük patron da Brüksel'deymiş. Kimler neciler anlamaya çalışırken ben de katıldım mı aralarına. Sanırım virüs gibi bir şey yayıyorlar, herkes gönüllü saatlerce çalışıyor bilgisayar başında. Kimsede şikayet yok. İşte bu blog da onların verdiği görevlerden biri.Virüs beni de etkisi altına aldı anlayacağınız. Çook tehlikeli, bu arada çok da hızlı yayılıyor. Bizim okulda benden sonra iki kişiye daha bulaştı.İkisine de daha önceden bulaşmışmış zaten, bilmem hangi yolla.
Seneye bakalım kaç kişiyi daha etkileyecek.Aman diyeyim e-twinning, erasmus+ falan diyenlerden uzak durun.Bir bulaşırsa kurtuluşunuz yok. Benden söylemesi, haydi kalın sağlıcakla...
Gelelim blog açma nedenimize. Adil ve Esen adında tam olarak kim olduklarını bilmediğim birileri var. Yönetici sanırsam. Bir de bunların patronları var. Uds diyorlar, daha büyük patron da Brüksel'deymiş. Kimler neciler anlamaya çalışırken ben de katıldım mı aralarına. Sanırım virüs gibi bir şey yayıyorlar, herkes gönüllü saatlerce çalışıyor bilgisayar başında. Kimsede şikayet yok. İşte bu blog da onların verdiği görevlerden biri.Virüs beni de etkisi altına aldı anlayacağınız. Çook tehlikeli, bu arada çok da hızlı yayılıyor. Bizim okulda benden sonra iki kişiye daha bulaştı.İkisine de daha önceden bulaşmışmış zaten, bilmem hangi yolla.
Seneye bakalım kaç kişiyi daha etkileyecek.Aman diyeyim e-twinning, erasmus+ falan diyenlerden uzak durun.Bir bulaşırsa kurtuluşunuz yok. Benden söylemesi, haydi kalın sağlıcakla...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)